New Page 1

İnsan ve Sanat

Siz hiç bir resim müzesine gittiniz mi? veya rastladığınız bir tabloya dikkatle baktınız mı?

Onları çizen ressamın özenini, titizliğini, o eserlere kazandırmaya çalıştığı anlamları görmeye çalıştınız mı?

Veya dünyaca meşhur bir heykeltıraşın elinden çıkma bir heykeli alıcı gözle seyrettiniz mi? Taşı nasıl işlediğini, üç boyutta nasıl bir orantı denklemi kurduğunu hayretle incelediniz mi?
Cevaplarınız hayırsa siz büyük bir ihtimalle ne insanı, ne varlığı fark ediyorsunuz ne de kendi eşsiz mimarinizi anlayabiliyorsunuzdur.

Yine büyük bir ihtimalle kafanızı işinize gömmüş, dünyadan habersiz, varlıktan habersiz robotsu bir hayat sürüyorsunuzdur.

Ayrıca sanat ve sanatkarlıktan nasibi olmayan bir 'insanımsı'nın, insanlıktan da nasibi var mıdır, yok mudur tartışabiliriz.
Düşünmeyen, fark etmeyen, tefekkür etmeyen bir varlık "İnsan" mıdır?

Sanata ilgisiz bir insan Allah'a ait sanatı nasıl fark etsin ki? İnsanlığın binlerce yıllık güzel sanatlar -resim, heykel, yazı- mirası göz önüne alındığında hemen bütününde bir özgünlük arayışı olduğunu, zaten böyle bir arayış kaygısı taşımayan eserlerin bugüne ulaşamadığını söyleyebiliriz.

Ama ne kadar kopya etmeme, özgün olabilme arayışı olsa da insanın yaptığı var olanı kopya etmek olmuştur. Sonuç olarak insan Allah'a ait yaratılış sıfatlarına-planlama, tasarlama, dizayn etme- gölgelik ve aynalık yapabilmenin ötesine geçememiştir.

Siz yeryüzündeki müzelerde prototipi Allah'a ait olmayan bir eser gösterebilir misiniz?
Veya şöyle diyelim: Tüm dünya müzelerinden Yaratanı ve dizayn edeni Allah olan ama ressamlar, heykeltıraşlar tarafından kopya edilmiş sanat eserlerini yok etseniz geriye ne kalır?

Yani sanat Allah'ın sanatını kopya edebilme yetisinden ibarettir dersek mübalağa etmiş olur muyuz?
Klasik dönemde ve Rönesans dönemlerinde (Early, High) amaç, var olanı birebir resim veya heykel olarak kopya etmeyi başarabilmekti.

Michelangelo'ın yaptığı, Leonardo Da Vinci'nin yaptığı , Vincent van Gogh, Rembrandt'ın yaptığı, Rodin'in yaptığı buydu.

Tartışmasız bu sanatçılar insana verilen tüm sanat yeteneğini, daha doğrusu insanın 'yaratıcılık' sınırlarını zorlayacak ölçüde mükemmeli yakalamışlardı. Çağdaş akımlarda bu gayret özgünlük arayışıyla kendini gösterdi.

Impressionism Claude Monet'le, Auguste Renoir'le bir geçiş dönemi, Franz Marc'la Expressionism olarak kendini gösterdi. Ve bu dönüşüm Cubism, Surrealism ve Abstract Art ile ve bu yönelişlerin öncüleri Pablo Picasso, Marc Chagall ve Wassily Kandinsky ile zirveye çıktı, Salvador Dali ile Surrealist bir yaklaşıma ulaştı ve tanındı.

Mükemmel olan soyutu yakalayabilmekti.
Tüm eserlerdeki ortak özelliğin çizilmemişe, daha önce tasarlanmamışa ulaşma, bilinçaltını ve metafiziği resmetme çabası olduğunu söyleyebiliriz.

Fakat bunların insanın kolektif göz zevkini ne derece okşadığı daima tartışılabilir.

New Page 1